Bozüyük Anadolu Teknik, Anadolu Meslek, Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi   
Ana Sayfa Okul Tanıtım Bilecik MEB Bozüyük MEB MEB İlsis MEB Personel Memurlar.Net İletişim
Ara


 

 

 

 

 

 

 

Bağlantılar

KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI

AİLE İÇİ İLETİŞİM

Aile toplumun en küçük birimi olmakla beraber, toplumu en fazla etkileyen kurumdur. Aile kurumunun temel işlevlerinden biri de, ailedeki herkesin en verimli şekilde gelişimini yerine getirmektir. Gelişimin sağlıklı şekli, her bireyin ihtiyacını mümkün mertebede karşılamaktır.

Aile içi iletişim de, bu ihtiyaçlardan biridir. Her ailede iletişim farklılıklar gösterir. Hepimizin kendi kişisel özelliklerimizden kaynaklanan iletişim biçimi vardır. İletişim biçimi farklı olsa da, önemli olan aile içi bireylerin birbirleriyle iletişim kopuklukları olmamasıdır.

Önce ebeveynin aralarındaki iletişimin sağlıklı olması gerekir. Zira yuvanın huzur ve güvenliği çocuğun gelişimi ve ruhsal sağlığı için gereklidir. Anne–baba ihtiyaçları hakkında birbirleriyle ne kadar samimi, net, açık şekilde iletişim kurarlarsa çocuklar da bu oranda ihtiyaçlarını sağlıklı ifade edebileceklerdir.

Ailenin sorunları gizli–saklı kalmayıp, konuşulabilecek müsait zemin oluşturulup, ortaklaşa çözüm yolları aranıyorsa sağlıklı aile iletişiminden söz edebiliriz.

Yapılan bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; yeni doğmuş bir bebekle ne kadar ilgilenilir, konuşulur, temas kurulursa, bebeğin duygusal gelişimi olumlu artış gösterir. Bebeğin dil gelişimine de iletişim katkıda bulunur.

İletişimin temelinde yer alan dinleme ve anlatma, karşılıklı konuşmanın birbirinden ayrılmaz parçalarıdır. Eşler birbirlerine konuşma fırsatı verirken çocuklarına da böylesi fırsat vererek çocuğun önce kendini “birey” olarak algılamasına ve böylece ihtiyacı olan duygusal aktarımdan dolayı rahatlamasına imkân tanıyacaktır.

Aile içi iletişimde diğer önemli nokta, “empati kurabilmektir”. Empati, kendimizi karşımızdaki kişinin yerine koyabilme hadisesidir. Meselâ çocuk oynarken oyuncağını kırdığında “Üzülecek ne var?” diyeceğimize, o oyuncağın çocuğumuz için ne kadar kıymetli olduğunu anladığımızı belirten cümleler kurmamız gerekir. “Oyuncağını çok sevdiğini ve buna üzüldüğünü anlıyorum” gibi.

Etkin aile iletişimi için gerekli şartlardan biri de, aile faaliyetlerinin plânlanmasına çocukların da katkıda bulunmalarına, fikirlerini söylemelerine izin vermektir. Meselâ; babanın yaz tatilini nerede–nasıl geçirmek istediklerini tüm aileye sorması ve bu doğrultuda kararlar alması, herkese kendini daha iyi hissettirir.

Sağlıklı iletişimin diğer koşulu da ses tonudur. Ses tonumuzu konuya göre ayarlamalıyız ki, sevgimiz hissedilsin, hayır’ımız dikkate alınsın. Aksi takdirde ısrar geliştiren çocuklara sahip olabiliriz. Ses tonundaki vurgu aslında çocuğa ne yapması gerektiğini de bir nebze olarak vurgular.

İletişimde; yargılamadan başlamak, anlamaya çalışmak, sadece duymak değil, etkin dinlemek önemlidir.

a. Dinlerken fiziksel halimize dikkat etmemiz gerekir.
b. İletişimde bulunduğumuz kişinin karşısına oturmak,
c. Çehremizi ona yöneltmek,
d. Dikkatli dinlemek,
e. Arada bir kendisini dinlediğimizi ifade eden mimikler kullanmak,
f. Konuşurken müdahale etmemek,
g. Duygusal cümlelere dikkat etmek ve bunu anladığını gösteren ifadeler kullanmaya çalışmak önemlidir.

Unutmayalım ki; iletişim başkasını olduğu kadar kendimizi de anlama aracıdır. Ne kadar olumlu iletişim varsa, o kadar kendimiz ve ötekiyle barışığız demektir.

AİLENİN GÖREV VE SORUMLULUKLARI

Toplumun en küçük ve en temel birimi olarak bilinen aile, bireysel ve toplumsal gelişimde pek çok önemli işlevi üstlenen bir kurumdur. Kişinin içine doğduğu aile, onun toplumun bir üyesi olması, başka bir deyişle sosyalleşmesi için çeşitli görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Sosyalleşme sürecinde birey toplumsal örf, adet, gelenek, kural ve değerleri, doğru ve yanlış değerlendirmeleri ve yaşam biçimlerini önce aile ortamında sosyal öğrenme yoluyla edinir. Daha sonraları okul, arkadaş, iş ve başka kültürel ve sosyal ortamlar da bu bilgileri geliştirir veya değiştirir. Ancak aile ortamında edinilen bu ilk bilgilerin bireysel gelişim açısından büyük önem taşıdığı ve kültürel, geleneksel değerlerin kazandırılmasında ve toplumsal birlik ve beraberlik duygusunun oluşturulmasındaki etkili rolü yadsınamaz.

Toplumsal açıdan aile, üyelerinin, barınma, eğitim, sağlık, ekonomik, ve sosyal gereksinimlerini karşılamak sorumluluğunu taşır. Bireysel açıdan bakıldığında ise, bireyin biyolojik, bilişsel, duygusal, sosyal ve tüm kişilik boyutları açısından gelişimini amaçlar. Bireyin güven, ait olmak, sevgi, saygı, kendini geliştirmek, özgür olmak ve yaşamla mücadele gereksinimlerini karşılar. Aile bireylerine çeşitli ortam ve olanaklar yaratarak ailenin her üyesinin psikososyal açıdan olumlu gelişimine rehberlik ve danışmanlık yapmaya çalışır. Ayrıca biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı bireyler yetiştirmek yalnız bireysel yönden değil toplumsal yönden de değer taşır. Bireyin farklılığını koruyarak toplumla uyum içinde olmasını sağlamak, aileler için oldukça yorucu ve zor bir iştir. Gelişmiş, olgun, sorumluluk duygusu taşıyan, sorgulayıcı, özerk bireyler yetiştirmek, toplumsal verimlilik, huzur ve kalkınmaya olabilecek katkılar açısından da önem taşımaktadır. Bireysel gelişim ile toplumsal gelişim arasında paralellikler olduğu, toplumsal gelişimi yakalayabilmek için bireysel gelişimin gerçekleştirilmesi gereği, genelde kabul gören bir durumdur.


AİLENİN ÖNEMİ VE SORUNLAR

Çağımız dünyasında, kentleşmenin, sosyoekonomik değişimin ve sorunların hızla arttığı, giderek kalabalıklaşan kentlerde, bilgisayar çağının getirdiği sorunlar ve karmaşık yaşam da dikkate alınırsa kentli ailelerin mevcut sorunlarıyla sorumluluklarının da katlanarak artmakta olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır. Kentsel yaşamda çevrenin yarattığı olumsuz koşullar ve tehlikelerden çocuk ve gençleri koruyabilmek ve onları geleceğe daha iyi hazırlayabilmek, eğitim olanaklarından yararlanmalarını sağlamak, meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak ailelerin pek çok konuda bilgilenmesini ve ana baba olarak daha etkin olmanın inceliklerini edinmelerini gerekli kılmaktadır.

Ailenin görevlerini yerine getirebilmesi, insan gelişimi açısından kendini geliştirmesi, donanımını arttırması gerekmektedir. Çocuk yetiştirme konusunda “Nasıl bir ana baba olmalı?” “Ne tür düşünce, duygu ve davranışlar içinde olmalı?” gibi soruların değeri giderek artmaktadır. Ancak bütün öğrenilenlerin çocuk ve gençlerin yaşamında uygulanabilir olması ve hatta benimsenmesi için, ailede iletişim ortamının oluşturulması gerekmektedir. Bilgi ve düşünceler etkili iletişim teknikleri ile benimsetilemez ise uygulamaya geçirilmeleri olanaksız olacaktır. İşte bütün bu nedenlerle aile içi iletişim konuları günümüzde giderek artan bir önem taşımakta ve ailelerin eğitim yoluyla gençlerin gelişiminde daha etkili ve olumlu rol oynayabilmeleri ve toplumsal gelişime katkıda bulunmaları hedeflenmektedir.


NASIL BİR AİLE ORTAMI?

İletişimi geliştiren aile ortamındaki özellikleri şöyle özetleyebiliriz.

  • Aile bireylerinin her konuyu birbirleri ile açıkça konuşabildikleri;
  • Olaylar karşısındaki düşünce ve duyguların yalnız davranışlarla değil konuşma yoluyla da ifade edildiği;
  • Söylenenlerle davranışların tutarlı olduğu;
  • Endişe, huzursuzluk, kaygı ve korkuların rahatlıkla konuşulabildiği;
  • Birlikte eğlenilip üzüntülerin de birlikte yaşandığı;
  • Eleştiri, öneri ve yeniliklere açık;
  • Kültürel etkinliklere ve eğitime açık ve ilgili;
  • Bireylerin okul ve iş dışında ortak ilgilerinin, hobilerinin desteklendiği;
  • Dayanışma ve birlik duygusunun güçlü olduğu;
  • Alınan kararlarda tüm aile üyelerinin fikirlerinin alındığı çıkarlarının gözetildiği;
  • Aile içi görev ve sorumlulukların hakça dağıtıldığı;
  • İşbölümünün sağlıklı bir biçimde yapıldığı;
  • Her bireyin ayırım yapılmadan sevildiği;
  • Aile bireylerinin bireysel özerkliklerinin korunduğu;
  • Sorumlulukların yerine getirildiği,
  • Çıkan çatışmaların aile içinde çözüme kavuştuğu;
  • Aile dışından karışanların olmadığı;
  • Karşılaşılan zor durumlarla başa çıkılarak üstesinden gelindiği;
  • Kıyaslama ve rekabetlere yer verilmeyen, karşılıklı sevgi, saygı, kabul edilme ve değerlilik duygusunun hakim olduğu;
  • Paylaşımın yaygın olduğu, huzurlu, açık iletişimin bulunduğu doyurucu bir ortam.

Yukarda ana çizgileri belirlenen ve insan gelişimini son derece destekleyici nitelikte olan aile ortamına uygulamada erişmek pek de o kadar kolay görünmemektedir. Ancak iletişim teknikleri konusunda daha çok bilgilenme giderek böyle bir ideal ortama yaklaşan düşünce ve davranışların gerçekleşmesine yol açacaktır.

AİLE İÇİ FARKLI İLETİŞİM TÜRLERİ

Aile içi iletişim deyince taraflararası ikili iletişim kadar ikiden çok kişi arasındaki ilişkiden de söz edilebilir. Öncelikle ana baba yani eşlerarası ilişkinin niteliği önem taşır. Eşlerarası iletişim, diğer ikili iletişimleri de olumlu yönde etkileyecektir. Ayrıca kardeşler arası iletişim, her bir ebeveyn ile her çocuk arasındaki iletişim ve varsa aile büyükleri ile çocuklar ve ana baba arasındaki iletişim ilişkilerinden söz edilebilir. Ayrıca her aile üyesinin aile dışındaki ilişkilerinin sonuçlarının aile içi iletişime yansıması da söz konusudur. Göründüğü gibi aile içi iletişim pek çok ikili ya da çoklu ilişkinin yer aldığı karmaşık bir sistem oluşturmaktadır.

İLETİŞİMİ BOZAN TUTUM VE DAVRANIŞLAR

Sert, baskıcı, zor kullanan tavırlar, emretme, yönetme, uyarma, ahlak dersi vermek, öğüt verme, yargılama, eleştirme, suçlama, alay etme, kıyaslama, sinirlenme, bağırma, azarlama, küsme, doğrudan olmayan tavırlar gibi pek çok davranış biçimi aile içi iletişimi azaltıcı ya da ortadan kaldırıcı rol oynar. Ana babaların bu tür tavırlardan kaçınmaları gençlerle ilişkilerini geliştirici olacaktır.

AİLE İÇİ İLETİŞİMİNDE ÖZETLE ÜÇ YAKLAŞIM

1- Ana baba güç ve otorite kullanarak her istediğini yaptırır; ancak çocukta kırgınlık, kızgınlık, öfke artar; kendine olan güven azalır. Çocuk ya da genç sorumluluk duygusunu geliştirmeyi öğrenemez.

2- Ana baba çocuğa disiplin uygulamadığı ve ona rehberlik etmediği ve sonuç olarak da çocuğun ya da gencin her istediğini yapmasına izin verildiği için, sonuçta çocuklar ya da gençler denetlenemezler, bencilleşirler ve hep almak isterler.

3- Etkin iletişim süreçlerinden yararlanarak çocuğu ile ilişki kuran ana babalar, çocuğu olduğu gibi kabul edip onun gereksinimlerine saygı duyarlar ve bu yolla duygusal derinlik sağlarlar. Ana baba ve çocuğun dengeli iletişim süreçlerinden yararlandığı ortamda ne isyan edici ne de boyun eğici davranışlar gelişir. Çocuklar ve gençler bu türden bir iletişim ağında kendi sorumluluklarını üstlenirler ve hedeflerini daha iyi belirlerler.

Ana babanın etkin iletişim süreçlerinden yararlanması çocuğa, evde ve okulda sorunlarını açıklıkla çözme becerisini kazandırır. Bu özellikleri kazanan çocuğun okuldaki başarısı da yükselir; iletişim sorunları da azalır.

 

 

 

 

 

                 

Ana Sayfa | Okul Tanıtım | Bilecik MEB | Bozüyük MEB | MEB İlsis | MEB Personel | Memurlar.Net | İletişim
©2007 BOZÜYÜK TEKNİK LİSE VE ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (228) 314 00 49 Faks: 0 (228) 314 60 32 E-Posta:bozuyukeml@mynet.com