Yapılan birçok bilimsel araştırma
eğitimde aile katılımının önemini destekleyen kanıtlar
elde etmişlerdir. Bilim adamları eğitimde aile katılımının
çocuğun okul başarısını etkileyen çok önemli bir faktör
olduğu konusunda görüş birliği içindedirler.
Çocuğunuz, güçlü yanlarını ve olumlu özelliklerini
fark edip, ona bundan gurur duyduğunuzu hissettirin.
Çocuğunuzun güçlü yanlarını, yeteneklerini ve
ilgilerini öğretmeniyle paylaşın.
Çocuğunuzdan ne beklediğinizi ve geleceği hakkındaki
düşüncelerinizi onunla konuşun.
Aileler ve öğretmenler için düzenlenen bilgi
edinebileceğiniz konferanslara katılmak için çabalayın.
Okulun kural ve beklentilerini evde pekiştirin.
Ancak çocuktan gelen tepkilere duyarlı olun. Zaman
zaman bu beklenti ve kuralların ona ağır gelebileceğini
unutmayınız.
Çocuğunuzla ilgili sorularınız ya da paylaşmak
istediğiniz bilgiler hakkında öğretmen ve yöneticilerle
görüşün.
Sınıf ve / veya okul gazetesini okuyun. Gazetenin
oluşturulma sürecine katkıda bulunmaya çalışın.
Aile kültürünüzü, değerlerinizi ve anne-babalık
deneyimlerinizi çocuğunuzun okuluyla paylaşın.
Çocuğunuzun arkadaşlarıyla ve onların aileleriyle
tanışın.
Çocuğunuzun sağlık kayıtlarının, resimlerinin,
okul etkinliklerinin, vb. olduğu bir dosya oluşturun.
Çocuğunuzla okul günü, ev ödevleri, arkadaş ilişkileri
hakkında konuşun.
Çocuğunuzun okulda farklı alanlardaki güçlü ve
zayıf yönlerini öğrenin. Gerekli desteğin sağlanması
için rehber öğretmen/okul psikologu iletişim kurun.
Kendi ilgilerinizi, hobilerinizi ve yeteneklerinizi
çocuğunuzla paylaşın.
Çocuğunuz izlediği çizgi filmleri onunla birlikte
izlemeye çalışın. Filmde gördükleri hakkında onun
düşünce ve duygularını dinleyin. Anlamadığı ya da
tanımadığı şeyler hakkında onu bilgilendirin. (Unutmayın!
bu yöntem çocuğu televizyonun istenmeyen etkilerinden
korumak için etkili bir yoldur).
Kütüphane, hayvanat bahçesi müze ya da parklara
gidin, bunlar eğlenceli öğretici deneyimlerdir.
Çocuğunuzun öğretmeniyle konuşarak, çocuğunuzla
oynayabileceğiniz ve yapabileceğiniz oyunları etkinlikleri
öğrenmeye çalışın, evde yaratıcı ev oyunları ve
aktiviteleri oluşturmak konusunda yardım isteyin.
Okul yararına kermes, sergi vb. organizasyonların
düzenlenmesine yardımcı olun ve böyle etkinliklere
katılmaya çalışın.
Sağlıklı bir ailede sorunları çözmek için kullanılan
yöntemler:
Duygu ve düşünceler olduğu gibi,
abartılmadan ortaya konulmalıdır (Bu tutuma kendine
güvenli ve kendine saygılı tutum diyoruz. Bu tutum
içinde olan kişiler hem kendilerine hem de başkalarına
saygı gösterirler.)
Sorunlar şimdiki bağlam içinde
ele alınmalı ve eski birikimler işin içine sokulmamalıdır
•Kesinlikle öğüt verme kullanılmamalı, davranışlar
somut bir biçimde ayrıntılı olarak ele alınmalıdır.
Yargılamaya gidilmemeli, kişiler
kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebilmelidirler.
•Duygu ve düşünceler, ne az ne eksik, olduğu gibi
olduğu gibi ifade edilmelidir; karşısındakinin ne
beklediğine ya da en mükemmel olması gerektiğine
göre ifadeler aranmamalıdır.
Konunun özü ile konuya ilişkin
olmayan ayrıntılar birbirinden ayırdedilmelidir.
Örneğin siz çocuğunuza “iki saat geciktin” dediğinizde,
çocuğunuz size: “hayır bir saat kırk beş dakika
geciktim” dememelidir.
Sorun çözmede etkin dinleme
kullanılmalıdır. (daha sonraki bölümde ayrıntılı
olarak anlatılacak)
Belirli bir zaman konusu içinde
ancak bir çatışma üzerinde durulmalı, başka çatışma
konuları çatışmaya katılmamalı. Örneğin: “hem geç
kalıyorsun hem de bana yardım etmiyorsun”diyerek
iki konuyu birden ortaya atmamak gerekir.
Birinin haklı çıkması yerine
her iki tarafın da anlaşabileceği bir çözüme yönelmek
gerekir. “ben haklıyım, sen yanlış hareket ediyorsun”
tarzında davranmamak gerekir.
Sağlıksız ailede gizli kurallar:
Sağlıksız ailede kurallar bilinçaltındadır.
Gizli ve açığa çıkmamıştır. Bu kuralları kimse tartışamaz.
İşte sağlıksız ailede geçerli olan kurallar şunlardır:
1. Denetleme: çocuk
duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir.
Ya da duygularını ifade edemez, bastırır. Söyleyeceklerini
hep önceden kestirmek zorundadır. Kendiliğinden ortaya
çıkan davranış kötüdür, affedilmez. Bu tür ailelerde
sağlıklı bir güven ortamı söz konusu değildir. 2. Mükemmeliyetçilik: Yapılan her işte,
girilen her sınavda kişinin mükemmel olması beklenir.
Her şey göstermeliktir, başkasının beğenmesi için yapılır.
Mükemmeliyetçilik kişinin kendi gerçeğinin hiçbir değeri
olmadığını kendi düşünüş ve değerlendirilişinin önemsiz
olduğunu ifade eder. Bu ortamda yetişen çocuğun temel
duygusu umutsuzluktur. Kendilerini değersiz, yetersiz
bulurlar. 3. Suçlama: Suçlama olayları olduğu
gibi kabul etmemenin bir sonucudur. Yapılan suçlamalar
her şeyin denetim altında tutulması gerektiği ve yapılan
herşeyin mükemmel olmasının zorunlu olması gerektiğini
ortaya çıkarır. Bu durum ise kişide kaygı ve utanç duygularını
yaratır. 4. Beş temel özgürlüğün inkârı: Sağlıksız
ailede kişilerin doğal olarak geliştirdikleri algılama,
duygu, düşünce, davranış, arzu ve amaçları inkâr edilir.
“içinden geldiği gibi değil; mükemmeliyetçi kurala uyarak,
başkalarının senden beklediği biçimde algıla, duygulan,
düşün,davran, arzu et, ve amaç edin.” Bu durum kişini
kendi gerçeğini inkâr etmesine neden olur. Böylece kişi
tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla ilişkisi kopuk,
robot gibi yaşar. Böyle bir kişinin mutlu olması da
sözkonusu olmaz. 5. Konuşmanın yasak olması: Sağlıksız
bir ailede özellikle çocukların duygu ve düşüncelerini
ifade etmesine olanak verilmez. Bu duru çocuklarda değersizlik
duygularına neden olur. 6.Küskünlük ve kırgınlıkların
sürdürülmesi: Aile içindeki kırgınlık ve küskünlüklerin
sürdürülmesi, kişilerin birbirlerini anlamasını ve sorunun
çözülmesini engeller. 6. Kimseye güvenmeme: Sağlıksız bir
ailede kimse kimseye güvenmez. Aslında güven var gibi
görünse de temelde güvensizlik vardır. Sağlıksız ailede
yetişen kişi kimseden saygı ve gerçek sevgi görmediği
için kimsenin kendisine yardım edemeyeceğine inanır.
Yardım etmek isteyenlerin “mutlaka art düşüncesi vardır,
çıkarı vardır” diye düşünür.
Sağlıksız ailede yetişen kişilerin
kendilerine güveni olmaz. Bu kişiler mutlaka dıştan
denetimli bireyler olurlar.
AİLEDE MUTLULUK
Tartışmasız evlilik sağlıklı değildir.
Aile içinde tartışmanın yokluğu iyi
bir iletişimin varlığına değil kötü bir iletişimin varlığına
delalettir. Tartışmalar düdüklü tencerenin düdüğüne
benzer. Rahatsız eder ses çıkartır ama olmazsa da tencerenin
patlamasına sebep olur.
Her aile tek ve özeldir. Benzer gibi görünse de gerek
aileyi oluşturan her ferdin farklılığından gerek onların
dünyaya bakış farklılığından gerekse çevrenin özelliklerinden
farklar ortaya çıkar.Aile terapilerinde bayı dinlesen
o kendince haklı bayanı dinlesen o kendince haklı görünüyor.Terapistin
görevi danışanlara yeni bakış açıları kazandırmaktır
danışan mevcut bakış açısıyla problemi göremiyordur.Her
insanın kör noktası vardır. Bu kör nokta bizim kendimiz
hakkında bilmediğimiz olumsuz kişilik özelliklerimizden
oluşur. Özellikle düşmanlarımızla tartışırken bu kör
noktalarımızı görme fırsatımız olur. Bu nedenle tartışmalara
açık olmamız lazımdır düşmanlarımızın söylediklerine
kulak vermeliyiz.Evlilikte bahçıvan yada heykeltıraş
olmamaya dikkat etmek lazımdır eğer eşlerden biri bahçıvan
olursa sürekli diğerini değiştirmeye çalışır. Buda uzun
vadede mutsuzluğa sebep olur.Evlilikte farklılığın olması
tek başına uyumsuzluk sebebi olamaz. Her evlilikte farklılıklar
bilirli bir yere kadar tölere edilir. Eğer farklılıklara
tolerans sağlanmazsa evliliğin devamı tehlikeye girer.
Bazı kişilik tipleri evliliğe uygun değildirler bunlarla
evlenmek riske girmektir. Bu insanların problemli olmalarını
sosyal çevredeki uyumlarına bakarak ta kestirebilirsiniz.
Her ne kadar kadın için eşinin ekonomik gücü ve sosyal
prestiji önemli olsa da kadının mutluluğu ve evlilikten
sağladığı doyum daha ziyade eşler arasındaki duygusal
ilişkinin nitelikli olmasına bağlıdır.
Kadınlar duyguya ve anlayışa değer verirler. Kültür
para, makam sahibi olmak, rasyonelliğe önem veriyor.
Toplumsal değerler mutlu evliliği ekonomik kaygının
olmadığı tek çocuğun bulunduğu evlilik olarak yorumluyor.
Halbuki mutlu evlilik için değer yargılarını anlamaya
çalışmak lazım çünkü: farklılıkların ve görüş farklarının
kaynağı değer yargılarında yatar. Eğer ortada bir problem
var ve her fert bu probleme kendi perspektifinden bakmaya
inat etmişse gizliden gizliye farklı şeylere değer veriyorlardır.
ALDATMA
Toplumda öyle bir yanlış inanış vardır
ki “her erkek aldatır”. Bu yanlış inanış bayanların
her an aldatılma korkusu duymalarına ve paranoitleşmelerine
sebep olur.
Şunu unutmamak lazım ki aldatan her erkek aynı değildir.
Erkeler değişik sebeplerden dolayı aldatırlar
Fiziksel çekime kapıldığından aldatır. Erkek
şehvani duygulara kolay kapılır ve kadınlara bakışının
temel noktası cinselliktir. Bir anlık heyecan için
aldatır
Kimileri uzun vadeli bir ilişki yaşamakta sıkıntı
çektiklerinden aldatırlar. Bu tip insanlar kurdukları
ilişkilerde güven ve bağlılık sağlayamazlar.
Evlilik ilişkilerinde mutsuz olanlar yeterli
duygusal doyum sağlamayanlar mutluluk ve duygusal
tatmin için aldatırlar.
Kimileri de bir bayanın kışkırtma ve tahriklerine
kapılarak aldatır.
Unutulmamalıdır ki bir kere aldatan
çoğunlukla bir daha aldatacaktır.Aldatmanın kadın üzerinde
ki tesiri ilk önce red etmeyle kendini belli eder. Hiçbir
kadın aldatılmayı kabul edemez. Lakin her kadın aldatıldığını
sezer.
Aldatma konusunda ÇÖZÜM kadının bireyselliğine
daha fazla özen göstermesindedir demişler...
Türk toplumunda kadın evliliğin polisi,
koruyucusu, kollayıcısı ve devamı için en çok çaba sarf
eden olmuştur. Bu arada kadın kendini ihmal ettiğinden
evlilikte sorunlar yaşanır erkek aldatır. Kadınlar kendi
bireyselliğine daha fazla özen göstermelidirler.
Evlilik tıpkı bir yemeğe benzer malzemeler iyi de olsa
sürekli takip etmek gerekir. Evlilik ilişkisi sürekli
yatırım ister.